top of page

Röportaj: Sinağrit Baba

  • Yazarın fotoğrafı: oltadayanisma
    oltadayanisma
  • 19 Haz
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 Haz

Bağımsız müzik sahnesinin dikkat çeken ekiplerinden Sinağrit Baba, Onun Sabah Alarmı adlı albümlerinden 1,5 yıl sonra yayımladığı yeni teklileri “Yapma Berkay” ile yeniden dinleyicisinin karşısında. Grup, yeni şarkısında yalnızca bir kişiyi değil, çoğumuzun hayatında yaşadığı ve “Berkay” adını verdikleri hâli merkeze alıyor.

Sinağrit Baba
2021.11.14 - Shelter Stage - Fotoğraf: Büşra Bozdemir

Sinağrit Baba üyelerinden Fethi Yıldırım ve Samet Karadeniz; üretim süreçleri, grup içi dinamikleri, bağımsız kalma tercihleri ve yeni şarkılarının arka planına dair sorularımızı yanıtladı. Popüler şarkı kalıplarına neden mesafeli durduklarından, zamana direnen bir dinleyiciyle nasıl bağ kurmak istediklerine kadar birçok başlığa değindiğimiz bu röportajda; Sinağrit Baba’nın müzikal dünyasına dair içten ve derinlikli yanıtlar bulacaksınız.


- Müziğiniz üzerine fikir ayrılıkları yaşadığınızda bunu nasıl çözüyorsunuz? Bir fikrin diğerinden daha iyi olduğuna hükmeden baskın bir ses var mı?

Samet: Ortak bir ses, ortak bir yaklaşım illa ki bulunuyor. Bir melodi, bir yaklaşım, bir söz herhangi birimizin hoşuna gitmediğinde neden hoşuna gitmediğini açıklıyor. Birimiz; medyada, pop kültürde sevmediğimiz bir şeyin adını anarak, "bu biraz şuna benzedi" diyor. Yeni bir yol aranıyor. Baskın bir ses yok, ama herkesin içine sinecek bir yol bulunuyor.


- Tutan, şablonlara uyan bir şarkı yapmayı denediniz mi hiç?

Fethi: Bunu birkaç defa prova için Yüzen Oda’ya giderken konuştuk aslında. “Size leş gibi sözler yazayım, siz de onlara elektronik ıbıdı zıbıdılar çalın.” dediğimi hatırlıyorum. İki dakikayı geçmeyen kısır melodili aşk şarkıları yazıp para kazanmak fikri hoşumuza gitmişti bir an için, bu şekilde olmuyor çünkü, dönmüyor. Tabii böyle bir proje için buluşmak, önden bir şeyler karalamak, birkaç ses kaydını provadan evvel etüt etmek lazım, canımız çekmedi, fikir olarak kaldı. Bu arada, Ekşi Sözlük’te bir başlık var, “aşktan bahsetmeyen Türkçe şarkılar” isminde. O başlıkta adımız geçmiş. Bu müthiş bir şey. Umarım dönem değiştikçe sözünü ettiğimiz şablonlar kendini revize eder ve bize yaklaşır. Bizim onlara pek yaklaşma isteğimiz yok çünkü. Biz Fufu’dan, Berkay’dan, Tanzanya’dan, Aç Sınıfın Laneti’nden devam.


- Her birinizin ayrı ayrı işleri var. Kendinizi tamamen müziğe adadığınız bir senaryo hangi şartlarda mümkün olur?

Samet: Kendimizi tamamen müziğe adadığımız bir senaryo... Güzel yazılırsa gişede şansı var. Ama bunlar pek gerçekçi değil. Müzik öyle bir uğraş değil günümüzde. Ünlülük öyle bir uğraş. Müzikten ünlü de olunabilir. Ama onun da dinamikleri farklı. Ben hep şöyle düşünüyorum. Geldik bu yaşa kadar. Geliniyor yani. Ayrıca kendimizi tamamen müziğe adadığımız bir senaryo sağlıklı da olmayabilir. Çünkü oraya yaptığımız manevi ve maddi yatırımın karşılığı olmadığında, onun psikolojik darbesi daha ağır olur.


Sinağrit Baba
2023.04.15 - Kült Kavaklıdere - Fotoğraf: Ekin Ateş

- Bağımsız kalmakla daha fazla insana ulaşmak arasında bir çelişki hissediyor musunuz, neden?

Fethi: Çelişkinin varlığı ya da yokluğundan ziyade, metodik bir farklılık söz konusu burada. Bağımsız olmanın ve bağımsız kalmanın nicel olduğu kadar nitel, kendine has bir durumu da var. Bağımsız müzisyen bağımsız kalarak daha fazla, çok daha fazla insana ulaşabilir fakat bunu sindire sindire yapar. Yıllara dayanır bu, birike birike çoğalır. Kısa zamanda çok fazla insanı kazanan bir müzik bende sempati uyandırmaz, orada bir hinlik ararım. Kazandığı gibi kaybedecektir çünkü. Olsa olsa ‘hip’ bir mıknatıstır o, dinleyicisini kendine çektiği gibi bırakır da tez zamanda. İnsanların Haziran’da sardığı, Eylül gibi unuttukları bir müzik topluluğu olmak bana cazip gelmiyor.

-Peki bunda nasıl bir sakınca var? Ya da siz ne istiyorsunuz?

Fethi: Bana kalırsa mühim olan, dinleyiciyle zamanı ve mekânı aşan bir iletişim kurabilmek. Çok uzağa gitmeye gerek yok, Kesmeşeker’in yolu böyle bir yoldur mesela. Peyk’in de aynı şekilde. Zamanı ve mekânı aşan, bağımsız, kuvvetli ve kendine hayran bırakan bir yol bu. Daha en başında, birbirimize “Biz dinleyiciyle nasıl bir iletişim kurmayı planlıyoruz?” diye sorduğumuzda, tam da bunu hayal etmiştik. Sırf daha fazla dinleyiciye süratle ulaşabilmek için türlü sözleşmelere imzalar atmayı, müziğe müdahale etmekte beis görmeyen prodüktörlerin icazetlerine iştirak etmeyi kabul edersek, kaybedeceğimiz çok daha nitelikli ve kalıcı dinleyiciler olduğunu düşünüyorum.


- Kalıcı dinleyiciler demişken... Sizi daima destekleyen ve daha iyi yerlerde hayal eden bir kitle var. "Daha iyi yerler" sizin için ne ifade ediyor, o yerler ile aranızdaki engeller neler?

Samet: Daha iyi yerlere gelmek demek, aslında, ürettiğimiz şeyleri daha fazla insanla buluşturabilmek demek. Ve maddi olarak da, bu bir iş ise, bu işi zarar etmeden devam edebileceği bir noktaya evriltebilmek anlamına geliyor. Bu yolda çok engel var. Piyasanın kodları, tekelleşme, platformların üreticiye ayırdığı pay, ülke ekonomisinin kültür-sanata etkisi... Ben bu konularda müzisyenler olarak epey konuştuğumuzu düşünüyorum bugüne kadar. Daha fazla ağlana sızlana konuşmanın çok faydası yok. Herkes kadar dertlerimiz var. Ama şöyle de bakmak lazım. Başladığımız noktadan ilerideyiz. Varılacak asgari noktadan hala çok uzaktayız. Sevindirici tarafı, tarihe içimize sinen bir şeyler bırakarak ilerliyoruz. Bu his güzel. Güzel olmasının yanı sıra, havalı ve erdemli gibi de geliyor bana.


- Yeni tekliniz “Yapma Berkay” çıktı, geri dönüşler nasıl? Kimdir bu Berkay, “Meriç” gibi bir profil mi? Neden bir şarkıyı hak ediyor? “Şarkı hak eden durum, deneyim” bahsini de açabilirsiniz, böyle kriterler var mı?

Fethi: Berkay bir şahıstan ziyade bir dönem aslında. Hepimizin berkaylaştığı bir dönem vardır kendi hayatında; neyi beklediğini bilmeden beklemek durumunda kaldığı bir durak gibi düşünebiliriz berkaylığı. Kendimizi ispatlamakta ve gerçekleştirmekte güçlük çektiğimiz, etrafımızın rol modellerce sarıldığı, “yetişkinlik” denen o sert içkiyi henüz içemediğimiz bir döneme tekabül ediyor. Burada spesifik olarak ‘Berkay’ isminden ziyade, ‘toplumsal berkaylık’tan söz etmeye çalıştık diyebilirim. Şarkıyı prova ederken birçok isim denedik ve prozodi bahsinde bizi en yormayan, en ferah seçenek Berkay oldu, bu sebeple bu ismi verdik. Yaşının ehli yetişkinlerce ikaz edildiğimiz, heyecanımızın bir şeyleri elimize yüzümüze bulaştırmamıza neden olduğu bir geçiş döneminden söz ediyor “Yapma Berkay”. Şarkının aldığı geri dönüşler güzel, ama seçtiğimiz ismin üzerinde fazla duruluyor. “Yapma Kuddusi” deseydik, “Peki kim bu Kuddusi?” diyeceklerdi. Magazinin lezzetli akor progresyonlarından daha fazla rağbet gördüğü ilk durum değil bu; gayet anlaşılır. Umarım şarkı insanların Berkay isimli arkadaşlarına attıkları bir link olmanın ötesine geçer. Beatles da pek severdi aslında olmayan şahısların hikayelerini anlatmayı, etkilenmemek bizim adımıza imkansız.



- Sinağrit Baba şu an kendi hikayesinin neresinde? Neden?

Fethi: Öncelikli olarak şunun altını çizmek istiyorum, Sinağrit Baba kendi hikayesinde ve kendine has hikâye anlatıcılığında direttiği ve astronomik tıklanma rakamlarına erişebilmek adına ikili ilişki bataklığında sonu kafiyeli cümleler üretmek mecburiyetinde kalmadığı için gayet mutlu. “Sen beni sevdin / Ben de seni sevdim / Sonra sen beni daha az sevmeye başladın / Senin yerine de ağlarım ben, yaparım bunu” minvalinde güfteler üretmek mecburiyetinde olmadan, kendi hikayesinin ve aktarma kabiliyetinin çeperleri dahilinde sağlıkla nefes alıyor. Aslında şunu da söylemek gerek, Sinağrit Baba’nın hikayesi üzerinde “Şu an buradasınız” yazan metro istasyonu krokilerine benzemiyor.


– Peki bazen o metro krokisinde “burada olmalıydım” dediğiniz duraklar oluyor mu? Yolculuğun bütünlüğünden çıkan başka bir şey mi var?

Fethi: Yani bu hikâye, içinde varılacak bir amaç barındıran bir merdivenden ziyade, anlattıkça, bahsettikçe, çaldıkça, bir arada ürettikçe nefes alma ve rahatlama hali aslında. İçinde bulunduğunuz üretimin öznesi olmak, ürettikçe hafiflemek ve bu kolektif anlatıcılığın verdiği ferah hissin, hayata dair mecburiyetler ve uğraşlarla savaşırken size güç ve neşe kazandırması. Sinağrit Baba’nın hikayesi bunu mümkün kılabildiği oranda büyülü ve başarılı bence. Umarım aldığımız kayıtlara da sızıyordur bu neşe.


- Olta Dayanışma'nın konser ve festivalleri dışında bir albümde de tekrar yer almanız mümkün mü?

Samet: Olta Dayanışma'nın ilk anından itibaren içindeyiz. Konser, festival, albüm, elimizden ne geliyorsa yaptık ve yapıyoruz da. Biz önümüzdeki başka bir albümde de, konserde de seve seve yer alırız. Ama dayanışmanın daha da büyüyebilmesi adına, bu oluşumun, görece daha fazla dinleyicisi olan isimlerin daha fazla dahlinin olduğu bir yapıya evrilmesi gerektiğine inanıyorum. Ünlüler göreve!




- İlgili linkler -


- Grubun diğer röportajları -



Blog & Haberler için abone olun

bottom of page